Prof. Dr. Durmuş Günay’dan Öğrenmeye Dair İpuçları

YÖK Yürütme Kurulu Eski Üyesi ve Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Durmuş Günay, üniversitemizin konuğu oldu.

Prof. Dr. Günay, “Öğrenmenin Temel Bilgisi: Nasıl Öğreniriz?” başlıklı konferansta üniversitemiz araştırma görevlileri ve 100/2000 YÖK Doktora Programı bursiyerleri ile Prof. Dr. M. Lütfü Çakmakçı Kültür Merkezinde bir araya geldi.

“Araştırma görevlileri sürekli istişare halinde olmalı”

YÖK’te yaptığı çalışmalar esnasında birlikte çalışma imkanı yakaladığı Prof. Dr. Durmuş Günay’ı ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. İlker Hüseyin Çarıkçı, kendisinin bilim felsefesine en hakim mühendislerden biri olduğunu söyledi. Üniversitemiz bünyesindeki özgün yapı Araştırma Görevlileri Konseyinden bahseden Prof. Dr. Çarıkçı, “Kendi yönergesi, kendi komisyonları ve başkanlığıyla Araştırma Görevlileri Konseyi oluşturduk. Konsey, hem senatoda hem yönetim kurulu hem de fakültelerin ilgili kurullarında temsil görevi olan, hukuki mevzuatımızda yeri olan önemli bir konsey. Araştırma görevlilerinin sürekli istişare halinde olmasını, kendi sorunlarını bizimle paylaşmalarını, bizim öngöremediğimiz konuları doğrudan temsilciler vasıtasıyla bize iletmesini istiyoruz.” dedi.  

“SDÜ, 100/2000 YÖK Doktora Programında ilk 10’da yer alıyor”

SDÜ'nün 100/2000 YÖK Doktora Programında tüm üniversiteler arasında ilk 10’da yer aldığını belirten Rektör Prof. Dr. Çarıkçı, bu yıl SDÜ’nün dört tematik alanda destek almaya hak kazandığını vurguladı. Disiplinlerarası çalışmalara önem verdiklerinin altını çizen Prof. Dr. Çarıkçı, doktora eğitiminin ağır bir eğitim olduğunu vurgulayarak araştırma görevlilerinin çalışmalarını hem bilim dünyasına katkı sağlamak hem uluslararası vizyonlarını artırmak hem de doçentlik için orta uzun vadede planlaması gerektiğini söyledi.

“İyi bir başlangıç yapmak çok önemli”

Araştırma görevliliğinin yolun başlangıcı olduğunun altını çizen YÖK Yürütme Kurulu Eski Üyesi ve Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Durmuş Günay “İyi bir başlangıç yapmak çok önemli. İlk düğmeyi yanlış düğmelerseniz sonra düzeltemezsiniz. İyi konular seçmek ve bu genç vakitlerinizin enerjisinden, zihinsel imkânlarından sonuna kadar yararlanmak gerekir. Daha sonraki çalışmalarınızın doktora yaptığınız çalışmalar çevresinde olduğunu göreceksiniz. O nedenle olabildiğince derinleşmeye aynı zamanda genişlemeye çalışmalısınız.” dedi.

Modern dünyanın özellikle sanayi devriminden sonra varlık alanını parçaladığını belirten Prof. Dr. Günay şunları kaydetti: “Her bilimin bir alanı var. Varlığı parçalı olarak algılamamız çok zor. Zamanı çok eskitmiş biri olarak size tavsiyem; mümkün olduğunca felsefi bir tefekkürünüz olmalı. Tefekkür dediğiniz şey felsefenin yatağında zuhur ediyor. Bu açıdan yapılan çalışmaların felsefesine, derinliğine bakmalı, başka alanlarla ilişkisini kavramaya çalışmalısınız.”

Endüstrinin ihtiyacı doğrultusunda eğitimin de şekillendiğini ifade eden Prof. Dr. Günay, Bolonya sürecine bakıldığında öğrenme kazanımları denilen kavramların çoğunun endüstrinin taleplerine ve ihtiyaçlarına göre tasarlandığını belirtti.

“Öğretmenin temelinde de öğrenme var”

Eğitimin öğrenme ve öğretmenin bileşiminden oluştuğunu kaydeden Prof. Dr. Günay, “Öğretmenin temelinde de öğrenme var. Sahici öğretici aynı zamanda iyi öğrenendir. İnsan, eğitilebilen bir varlıktır. Yükseköğretimde Avrupa Birliği 1988 yılından sonra Bolonya sürecini başlattı. Avrupa’nın filozofları bir araya gelerek dünyada çok vasıflı insanı nasıl yetiştiririz? Daha çok bilim daha çok teknolojiyi nasıl üretiriz? diye düşündüler. Çünkü ülkelerin rekabet gücü; yetişmiş insan gücü, bilim ve teknoloji üretme kapasitesi ile bağlantılıdır.” diye konuştu.

“İnsan ruhunda hakikat gizlidir”

Öğrenmenin bilgi edinmek anlamını taşıdığına dikkati çeken Prof. Dr. Günay, bilgiyi “açık”, “örtülü”, “insani” ve “ilahi” olarak sıraladı. Sokrates, Platon, Gazali gibi filozoflardan örnekler veren Prof. Dr. Günay, Sokrates'e ilişkin bilgilerin büyük çoğunluğunun öğrencisi Platon'un yazılarından elde edildiğini söyleyerek, “Sokrates, “İnsan, ruhunda hakikat gizlidir, doğarken unuturuz. Öğrenmek, bunu dışarıya çıkarmak, hatırlamaktır.” der. Aristotales de eğitimin amacının iyi ile kötü, doğru ile yanlışı ayırt edebilmek olduğunu söyler. Platona göre de bilginin özü hakikattir. Gazali de ruhta tohum halinde bilgilerin olduğunu, bu bilgilerin çatlayıp ortaya çıkmasına talim, bu talimi iletene de muallim dendiğini vurgular.” diye konuştu.

Güncelleme Tarihi: 03.03.2020
Okunma Sayısı: 1233
Yayınlayan: Kurumsal İletişim Merkezi
Bu İçeriği Paylaş!