Dünyanın Geleceği Çocukların Hakları Üniversitemizde Anlatıldı

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında Süleyman Demirel Üniversitesi Akademik Koordinasyon Topluluğu tarafından “Çocuk Hakları” isimli bir söyleşi düzenlendi.

Youtube aracılığı ile gerçekleşen yayına, Cumhurbaşkanlığı Bilgi Edinme Kurulunda Başkanlık görevini yürüten aynı zamanda Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu ile Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayrunnisa Özdemir konuk oldu. Hukuk Fakültesi Öğrencisi Meral Gündoğdu moderatörlüğünde gerçekleşen etkinlikte, küçüklerin tıbbi müdahaleye rızası konusu ile çocuk haklarının mahiyeti, bugünü, medya ve çocuk ile çocuk haklarının geleceği ele alındı.

Çocuk haklarının geleceği hakkında bilgi veren Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, çocuk hakları hukuku insan hakları hukukunun bir parçası olduğunu belirterek “Dünyadaki insanların dörtte biri çocuktur. Ülkemizde 20 milyonun üzerinde çocuk var. Biz çocuklara önem ve değer vermezsek; yarın bu çocuk karşımıza problem olarak çıkar. Çocuklarımıza değer vermemiz, hissettiklerini anlamamız son derece önemli.” dedi. Birleşmiş Milletlerin Çocuk Hakları Sözleşmesini 1989 yılında kabul ettiğini Ülkemizin de bu sözleşmeyi ilk imzalayan ülkelerden biri olduğunu dile getiren Fendoğlu, dünyada bu sözleşmeyi kabul etmeyen ülkelerin olduğunu söyledi.

Ülkemiz dünyada, mülteci çocukları koruyan dünyadaki yegane ülkedir

Ülkemizde 2005 yılında çocuk koruma kanunun da çıkarıldığını vurgulayan Fendoğlu, “Bu kanun çok ileri bir kanun. Çocuğun bütün haklarını koruyor. Türkiye bu konuda gerekenleri yapmıştır. Ülkemiz dünyada, mülteci çocukları koruyan dünyadaki yegane ülkedir.” diye konuştu. Dünyada yılda 2 buçuk milyon çocuğun kaçırıldığına dikkat çeken Fendoğlu, yine dünyada 90 milyonun üstünde sokak çocuğunun var olduğunu ifade etti. 

Küçüklerin tıbbi müdahaleye rızası konusu hakkında bilgi veren Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayrunnisa Özdemir ise şunları kaydetti: “Kişisel verilerin kişiyi kişi yapan, onu belirli veya belirlenebilir yapan her türlü veriye kişisel veri denir. Bilişim toplumunda yaşıyoruz. Bilgiye çok kolay ulaşabiliyoruz. Kişisel veriler iki türe ayrılır. Normal ve hassas kişisel verilerimizdir. Hassas veriler, başkaları tarafından bilindiğinde kişiye rahatsızlık verir. Hassas kişisel verilerin işlenmesi yasaktır ama belli durumlar ve açık rıza gerektiren hallerde işlenebiliyor. Sağlık da hassas kişisel verilerimizden birisidir. Kişinin rahatsızlıkları, cinsel tercihi sağlık verisidir.”

18 yaşına kadar herkesin çocuk olarak kabul edildiğini dile getiren Özdemir, genel veri koruma tüzüğünün kişisel verilerin korunması alanında birçok yeniliği beraberinde getirdiğini mesela bu tüzük ile rıza gösterme yaşının 16’ya indirildiğini, 16 yaşındaki bir çocuğun Youtube’de kanal açabildiğini kişisel verilerini işleyebildiğini söyledi.

Yayını izlemek için tıklayınız

Güncelleme Tarihi: 27.04.2021
Okunma Sayısı: 561
Yayınlayan: Kurumsal İletişim Merkezi
Bu İçeriği Paylaş!