Otizmin Farkındayız, Onların Yanındayız

Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesi  Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Nisan Ayı Otizm Farkındalık ayı olması nedeniyle mavi giyerek otizme dikkat çekti.

SDÜ Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Evrim Aktepe ve Doç. Dr. Ümit Işık, Otizm hakkında bilgiler verdi.

Otizm Nedir?

Otizm bebeklik döneminden itibaren ortaya çıkan, çocuğun çevresiyle iletişim ve etkileşim kurmasını engelleyen, tekrarlayıcı, basmakalıp davranışlar göstermesine yol açan bir bozukluktur. Otizm belirtileri ilk 2 yaşta ortaya çıkar. Otizm yaşam boyu devam edebilen bir bozukluk olup, belirtileri de her çocukta farklılık gösterir. Yaşamları boyunca hiç konuşmayan, çevresiyle hiç iletişim kuramayan çocuklar olabildiği gibi yardıma ihtiyaç duymadan yaşamını devam ettirebilen hatta meslek sahibi olanlar da vardır.

Erkeklerde Kızlardan 4 Kat Fazla Görülür

Hastalık kontrol ve önlem merkezi raporuna göre günümüzde her 54 çocuktan biri otizm tanısı almaktadır. Cinsiyet açısından bakıldığında otizmin erkeklerde kızlardan 4 kat fazla görüldüğü bilinmektedir.

Otizmin Yetiştirme Özellikleri ya da Ailenin Ekonomik Koşullarıyla İlişkisi Yoktur

Otizmin ortaya çıkmasında en önemli nedenin kalıtım (genetik) olduğu bilinmektedir. Çeşitli genetik ve çevresel faktörler suçlanmıştır, fakat bozukluğun sebebine ilişkin kesin bir neden bulunamamıştır. Otizmin çocuk yetiştirme özellikleriyle ya da ailenin ekonomik koşullarıyla hiçbir ilişkisi yoktur. Otizm sıklığındaki artışın, aşılar veya tiyomersal koruyucu madde ile bağlantılı olup olmadığını inceleyen çalışmalar, civa, tiyomersal ve aşılarla otizmin arasında hiç bir bağlantı bulamamıştır.

Otizm belirtileri her çocukta farklılık gösterebilir

Otizm tanısı alan çocukların önemli bir kısmında belirtilerin 13-14 aylık iken görülmeye başladığı bilinmektedir. Ancak en sık başvuru yaşı 2-3 yaştır. Sıklıkla konuşma gecikmesi nedeniyle aileler doktora başvurur. Otizm belirtileri her çocukta farklılık gösterebilir.

            Üç yaşından küçük çocuklarda otizm varlığını düşündüren belirtiler;

  • Göz teması kurmada ve sürdürmede zorluk yaşar
  • İsmiyle seslenildiğinde dönüp bakmaz, tepki göstermez.
  • İstediği bir nesneyi parmağı ile işaret ederek göstermez.
  • Ona bir şeyi işaret ederek göstermek istediğinizde ilgi göstermez. İşaret edilen yere dönüp bakmaz.
  • Oyun oynama ve taklit becerisi yetersizdir.
  • Yalnız kalmayı tercih eder. Arkadaşlık kuramaz ve tek başına oynamayı ister.
  • Yabancı bir ortamda yalnız başına kaldığında anne babasını aramayabilir ve/veya dışarıdan geldiklerinde onları karşılamayabilir.
  • Konuşma gelişimi gecikmiştir.
  • Motor gelişimleri çoğunlukla normal olmasına yani, zamanında oturup, zamanında yürümelerine karşın, dil gelişimleri ve konuşmaları oldukça geridir. Beş yaşına geldiklerinde sadece %50'si tek kelimelerle konuşabilir.
  • Sallanma, kendi etrafında dönme, kollarını çırpma, elleri ile oynama gibi tekrarlayıcı davranışları vardır.
  • Dönen cisimlere ilgi duyma, çamaşır makinesinin karşısında uzun süre vakit geçirme gibi takıntılı davranışları vardır.

Çocuğuma Otizm Tanısı Konuldu, Ne Yapmalıyım?

Otizm tanılı çocukların ebeveynlerinin çoğu çocuklarındaki sorunları 1,5 yaşından önce fark ettiklerini belirtmektedir. Ancak otizm tanısının konması ortalama 4-5 yaşlarını bulmaktadır. Bunun en önemli nedeni ayrıntılı bir değerlendirme için gecikilmesidir. Şu an için otizmi kesin olarak tedavi edebilen bir ilaç ya da yöntem yoktur. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar erken tanı ve yoğum eğitimin olumlu sonuçlar verdiğini göstermektedir. Otizm tanılı çocuklara, bireysel terapi, grup terapisi, özel eğitim ve gerekirse ilaç tedavisi uygulanır. Tedavide ailenin bilgilendirilmesi ve eğitimi de önemli basamaklardan biridir. Bu zorlu süreçte ailenin yapabilecekleri;

  • Sorunu kabullenmeye çalışın
  • Kendinizi ya da eşinizi suçlamayın
  • Çocuğunuza özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde eğitim aldırın
  • Aile olarak siz de eğitim sürecine katılın
  • Televizyonu kısıtlayın
  • Evde bol miktarda konuşulan bir ortam oluşturun
  • Asla pes etmeyin - vazgeçmeyin!
  • Gerekirse ebeveynler olarak psikolojik destek alın

 

 

Güncelleme Tarihi: 05.04.2021
Okunma Sayısı: 824
Yayınlayan: Kurumsal İletişim Merkezi
Bu İçeriği Paylaş!