Tüberküloz Tedavisinde İlaç Kullanımı Önemli

Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hacı Ahmet Bircan, “74. Verem Eğitimi ve Propaganda Haftası” nedeniyle verem (tüberküloz) hastalığı hakkında bilgi vererek hastalığın bulaşma yolları ve tedavisine dikkat çekti. Türkiye’de başarılı bir verem savaş programı yürütüldüğünü kaydeden Prof. Dr. Bircan, ülkemizdeki nüfusun artışına rağmen tüberkülozlu hasta sayısında her yıl azalma olduğunu söyledi. 

Tüberküloz solunum yoluyla bulaşıyor

1947 yılından bu yana her yıl Ocak ayının ilk haftasının ‘’Verem Eğitimi ve Propaganda Haftası” olarak belirlendiğini ifade eden Prof. Dr. Bircan, verem hastalığının etkenin ”Mycobacterium tuberculosis” isimli bakteri olduğunu ve solunum yoluyla bulaştığını belirtti. “Öksürme”, “aksırma”, “konuşma” sonrasında havada tüberküloz basilleri içeren çok küçük damlacıkların oluştuğunu söyleyen Bircan, “Bu damlacıklar sağlam insanlar tarafından solunum yoluyla alınarak hastalığa yol açabilir. Çoğunlukla akciğerlerde hastalık oluşturmalarına rağmen lenf bezleri, kemikler, eklemler, beyin, böbrekler, sindirim sistemi, omurga gibi organ ve sistemleri de etkileyebilmektedir. Akciğer tüberkülozlu kişiler de hastalığı sağlam kişilere bulaştırarak toplum içinde yayılmasına neden olmaktadır. Özellikle dengeli beslenmeyen, sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanan kişilerde, şeker hastalığı, kronik böbrek yetmezliği gibi kronik hastalığı olanlarda vücut direnci düşük olduğu için verem hastalığına yakalanma riski artmaktadır.” dedi.

Belirtiler 2-3 haftadan uzun sürüyorsa şüphelenin

Tüberkülozun Covid-19 gibi solunum yoluyla bulaşan bir hastalık olsa da her iki hastalığın belirtilerinin karıştırılmamalı gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Bircan şunları kaydetti: “Verem hastalığının en sık görülen belirtileri; 2-3 haftadan uzun süren “öksürük”, “ateş”,  “gece terlemesi”, “kanlı balgam çıkarma” ve “kilo kaybı”dır. Covid-19 hastalığının belirtileri ise öncelikle ateş, nefes darlığı, göğüste hissedilen ağrı veya basınç, iştah kaybı, kuru öksürük, yorgunluk, tat ve koku kaybı, burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kas veya eklem ağrısı, ishal, mide bulantısı ya da kusma olarak sayılabilir. Bu tarz şikâyetleri olan kişilerin en yakın zamanda bir sağlık kuruluşuna müracaat etmeleri ve uygun tanı yöntemleriyle hastalıklarına tanı konması toplum sağlığının korunması yönünden önem arz etmektedir.”

Düzenli ilaç kullanımı tedavi için önemli

Verem hastalığının günümüzde DGT (Doğrudan Gözetimli Tedavi) ile en az altı ay tedavi süreci olduğunun altını çizen Bircan, ilaçların düzenli kullanılmadığı durumlarda ilaçlara direnç gelişmesi sonucu tedavinin güçleşerek uzayacağını ve hastalığın öldürücü hale gelebileceğini söyledi. Verem hastalığından korunmak için verem aşısının (BCG) tüm bebeklere 2 aylıkken mutlaka yapılması gerektiğini kaydeden Bircan, “Bu aşı hem Verem Savaşı Dispanserinde hem de Aile Sağlığı Merkezlerinde ücretsiz olarak yapılmaktadır. Verem savaşı dispanserlerinde tanı işlemleri, tedavi, ilaçlar ve takip tamamen ücretsizdir.” dedi.

Dünyada her yıl 10 milyon yeni hasta ortaya çıkıyor

Dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birinde sessiz tüberküloz enfeksiyonu bulunduğunu belirten Prof. Dr. Bircan, “Dünyada her yıl 10 milyon yeni hasta ortaya çıkmakta ve bunların ancak %71’ine tanı konabilmektedir. Her yıl dünyada yarım milyon ilaçlara dirençli tüberküloz hastası ortaya çıkmaktadır. Verem dünyada en çok öldüren bulaşıcı hastalıktır ve her yıl 1,2 milyon insan verem nedeniyle kaybedilmektedir.” diye konuştu.

Ülkemizde tüberkülozlu hasta sayısı her geçen yıl azalıyor

Türkiye’de başarılı bir verem savaşı programı yürütüldüğünü sözlerine ekleyen Prof. Dr. Bircan, ülkemizdeki nüfusun artışına rağmen tüberkülozlu hasta sayısında her yıl azalma olduğunu söyledi.  2005 yılında 20.535 olan toplam olgu sayısının 2019 yılında 11.401 olduğunu belirten Bircan,  toplam olgu hızının yüz binde 29,8’den 13,7’e gerilediğini ifade etti.

Şehrimizde 2019 yılı verem hastalığı insidansı yüz binde 10.2 olduğunu dile getiren Bircan; “Verem Savaş Dispanserimizde 2019 yılında 46 hasta tespit edilirken, 2020 yılında 36 (19 erkek, 15 kadın, 2 çocuk) hasta saptanmıştır. Bu hastaların 21’i akciğer tüberkülozu, 15’i akciğer dışı tüberküloz hastalarıdır. Hastalarımızın 13’ü ise yabancı uyruklu hastalardır. Türk Torak Derneğinin 2021 yılı Verem haftası basın bildirisinde tüm dünyada olduğu gibi pandeminin Türkiye’de de tüberküloz kontrolünü olumsuz yönde etkilediği bildirilmiştir. 2020 yılı verileri ile 2019 yılı verileri karşılaştırıldığında verem savaşı dispanserlerinde yapılan muayene sayısı, korumaya alınan kişi sayısı, yapılan temaslı muayene sayısı ve bakteriyolojik inceleme sayılarının yaklaşık %40 düzeyinde azaldığı, dispanserlere yeni kayıt edilen tüberkülozlu hasta sayısının %26 oranında azaldığı bildirilmiştir. Tüberküloz kontrolündeki bu olumsuz etkilerin başlıca nedenleri: “hastaların sağlık kurumlarına geç başvurması veya hiç başvurmaması”, “sağlık kurumlarının COVID-19 dışındaki hastalıklara yeterince zaman ayıramaması”, “tüberküloz test ve tanı işlemlerinin yapılma oranındaki düşüş”, “sağlık personelinin COVID-19 için görevlendirilmesi” olarak bildirilmiştir.” dedi.

 

 

Güncelleme Tarihi: 08.01.2021
Okunma Sayısı: 275
Yayınlayan: Kurumsal İletişim Merkezi
Bu İçeriği Paylaş!