“Yönetimde Eleştirel Perspektifler (YÖNEP) Çalıştayı” Başladı

Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesince bu yıl 4’üncüsü düzenlenen “Yönetimde Eleştirel Perspektifler (YÖNEP) Çalıştayı” başladı. Zoom programı ve SDÜ Bilim TV Youtube hesabından yayınlanan çalıştayın açılış oturumunda, Medipol Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Çırpan, “İdeal Yönetici ve Gölgeler Perspektifinden Yönetim Hastalıkları” konulu sunumu ile katılımcılara hitap etti.

Çalıştayda Türk kültüründeki yönetim hastalıklarının masaya yatırılacağını belirten İletişim Fakültesi Dekanı ve İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Sağlık Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ramazan Erdem, çalıştaya destek veren Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Çırpan’a teşekkür etti.

Konuşmasına ideal yönetici kavramını açıklayarak başlayan Dr. Öğr. Üyesi Çırpan, ideal yöneticilerin insan ve görev dengesini sağlayıp sağlayamadığına bakıldığını belirtti. Liderlik ve yöneticilik kavramlarını da değerlendiren Çırpan, “Liderlik, bir olgudur, bir süreçtir. Yöneticilik ise bir pozisyon adıdır. Bu iki kavramın karşılaştırılması işe yarar bir süreç değildir. Liderlik, etki oluşturmak ve bu etkinin sorumluluğunu üstlenmektir. Bu perspektiften bakınca liderlik; nefes alan, yaşayan ve seçim yapabilen herkesi ilgilendirir. Çünkü her birey az ya da çok, pozitif veya negatif etki alanlarına sahiptir.” dedi.

Liderlik gelişim aşamaları hakkında bilgiler veren Dr. Öğr. Üyesi Çırpan, beş gelişim aşamasını “ben merkezci (egocentric)”, “rekatif, tepkisel (reactive), “yaratıcı, geliştirici (creative), “entegre edici, bağ kurucu (integral), “birleştirici (unitive)” olarak sıraladı.  Dr. Öğr. Üyesi Çırpan, konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Gelişim sürecine bakıldığında kendimizi inşa ederken “bebeklik”, “çocukluk”, “ergenlik”, “yetişkinlik”, “olgunluk” gibi belli aşamalardan geçiyoruz. Her yaş döneminin kendine has özellikleri var ve biz bu özelliklere göre insanlardan bir şeyler bekliyoruz. Mesela iki yaşındaki çocuktan beş yaşındaki çocuğun davranışlarını bekleyemeyiz. Kendimizi ilk olarak “benmerkezci” olarak inşa ediyoruz. Ergenlik öncesi dönemde bu çok normal. Kendimizi inşa edeceğiz, var edeceğiz, toplumda yer edineceğiz… Daha sonra “reaktif” dediğimiz tepkisel bir moda geçiyoruz. Yani beklentilerle şekillenen bir davranış biçimi. Sosyalleşmiş zihne baktığımızda dışarıdaki tepkilere göre kendimizi ayarlama durumundayız. Yönetim hastalıklarının düğümlendiği yer bu aşamadır. Yapılan araştırmalarda çocukluktan yetişkinliğe gidildiğinde de benmerkezci kalan, yaşken olgunluğa ulaşmasına rağmen psikolojik olarak erişememiş bireylerin nüfusun yüzde beşi olduğunu görüyoruz. Çocukluk öncesinde normal kabul edilen yaklaşım biçimi yetişkinlikte patolojik olarak görülüyor. Bu da sonuçlarından memnun olmadığımız yıkıcı liderliği üretiyor. Daha sonra kendi kendimize bağımsızlığımızı kazandığımız, sınırlarımızı çizdiğimiz dünyayı kendi filtremizle yorumladığımız yaratıcı, geliştirici bir perspektife doğru gidiyoruz. Bunun yetmediğini fark ettiğimizde de dışarıyla ilişki kurma, farklılıkları yönetme, karşılıklı bağlılık ilişkisi kurma, bağımlılıktan, karşılıklı seçimlere doğru yöneldiğimiz bir duruma geliyoruz. Bu aşamada hem kendimizi doğru değerlendiriyor hem de farklı bakış açılarına karşı daha toleranslı, kabullenici oluyoruz. Bu da kendi bütünlüğümüze erişme, kendimizi tamam olarak inşa etme dediğimiz entegre edici, bağ kurucu olma kısmıdır. Son aşamada ise ekosistemin bir parçası olma kısmı olan “birleştirici” dediğimiz kısım geliyor. Burası manevi bir boyuta geçme dediğimiz yerdir.”

Beşerlikten insan olma yolculuğunda doğal süreçte ilerlediğinde insan olma potansiyelinin açığa çıkartıldığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Çırpan, böylece bireyin egosistemden ekosisteme doğru yolculuğunun devam ettiğini kaydetti. Çırpan, “Temelde aradığımız şey kendimizi güvende hissetmektir. Kendimizi emniyete almak için aldığımız üç temel strateji vardır. Bunlar, yaklaşma, kaçınma ve karşı koymadır. Bu yaklaşımlar, yönetim hastalıklarına götürecek olan tepkisel ve yapıcı olmayan liderlik tarzını beraberinde getiriyor.” diye konuştu.

Dr. Öğr. Üyesi Çırpan’ın konuşmasının dünyayı yorumlamaya dair güzel bir pencere açtığını belirten Prof. Dr. Ramazan Erdem de hastalıkların arkasında ifrat ve tefrit meselesinin yattığını; “İçsel Çatışmalarımız” isimli kitabında Karen Horney’in bütün meselelerin içimizdeki dengeyi kuramayışımıza bağladığını ifade etti. 

Daha sonra Çırpan kendisine yöneltilen soruları yanıtladı.

İzlemek için videoyu tıklayınız

 

Güncelleme Tarihi: 12.11.2020
Okunma Sayısı: 815
Yayınlayan: Kurumsal İletişim Merkezi
Bu İçeriği Paylaş!