Eğitim Bilimci Özgür Bolat'tan "Mutluluk ve Başarı" Üzerine İpuçları

Süleyman Demirel Üniversitesi İnsan Kaynakları İş ve Performans Değerlendirme Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından düzenlenen “Eğiticilerin Eğitimi” programı, Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat’ın “Mutluluk ve Başarının Psikolojisi” “ isimli sunumu ile Sürekli Eğitim Merkezi’nde başladı.

Üniversitemiz personelinin motivasyonunu arttırmak, bilgilerinin güncel tutulması ve arttırılması amacıyla düzenlenen eğitimlerin ilki, “Eğitim Liderliği” konusunda gerçekleştirildi. Eğitim, öğrenme ve öğretmeye farklı bir bakış açısıyla insana dair tespitleri ve ezber bozan yaklaşımları ile katılımcılarla buluşan Dr. Özgür Bolat “Öncelikle sizlerden öğrenmenin resmini çizmenizi istiyorum. Sizce öğrenme nasıl sağlanır? Öğrenme mutluluk verir mi?” sorularını yöneltti.

Çocuklarda gerçekleşen öğrenme kavramından bahseden Bolat “Bilişsel gelişimin altında çok güçlü duygusal değişimler vardır ve kesinlik olan yerde merak olmaz. Kesinliğin olduğu yerde düşünme ve merak durur. Ezber başlar. Bu nedenle bizler okullarda merakın oluşturulması için çalışmalar yapmalıyız.” şeklinde konuştu.

Yapılan araştırmalar üzerinde öğrenmenin nasıl gerçekleştiğine dikkat çeken Bolat “Öğrenme, deneyim sonucunda kafamızda oluşan şemalar/düşünme modelleridir. İnsanlar öğrenmeyi deneyimleriyle gerçekleştirir.” dedi.

Anlama konusunda katılımcılara “Anladığınız bir şeyi düşünün. Ne yaptınız da anladınız? Anladığınızı nasıl biliyorsunuz? “ sorularını yönelten Bolat “Aslında örnekler ve modeller anlamayı sağlamaz. Anlamak kişinin düşünmesiyle gerçekleşir. Düşünme ve performans olmadan anlama gerçekleşmez. Öğrenmenin oluşabilmesi için bilişsel aktifliğin ve düşünmenin olması gerekir. Anlamanın oluşması için de deneyim ve deneyimin keşfedilmesi gerekir." diye konuştu.

Bilmenin seviyeleri, bilme ve anlama arasındaki ilişki hakkında düşüncelerini dile getiren Dr. Özgür Bolat “Çocuklar çok şeyi bilirler ama her şeyi anlamazlar. İnsanlar sadece deneyimlerden anlamazlar. Deneyim ve düşünmenin aynı anda oluşması gerekir. Bilmek ise bilgileri konfeksten bağımsız olarak hafızada tutmaktır. Anlamak, o bilginin ne anlama geldiğini, neden o bilginin gerekli olduğunu ve o bilgi ile ne yapılabileceğini bilmektir. Beceri ve anlama arasındaki ilişki, anlama ve tutum arasındaki ilişki ise insanların sevdiği işleri iyi yapmadıkları, iyi yaptıkları işleri sevmeleri ile açıklanabilir. Bu nedenle öğrenme dediğimiz şey bizim çocuklara her an her yerde ve her zaman öğretme şeklinde yapabileceğimiz bir modelle sağlanabilir.” ifadelerini kullandı.

Eğitim kapsamında “Anlama Odaklı Ders Modeli” üzerinde duran Bolat, “Bu modelde ilk olarak konuları kavramlara dönüştürmek gerekir. Konular kavramların öğretilmesi için gerekli konteksi sağlar. Konular sadece araçtır. İkinci olarak oluşturulması gereken anlama hedeflerinin belirlenmesidir. Anlama hedefleri düşünmeyi gerektirir. Üçüncü olarak temel sorulara değinmek gerekir. Çocuklar bilgiye ulaşırken o bilgiye nasıl ulaştığını da bilmelidir. Gerçek bir araştırma için düşünme gereklidir. Ve derin tartışma gerektirir. Alternatif bakış açıları, ispat bulma ve fikirleri savunma gerektirir. Sürekli fikirleri değiştirmeyi gerektirir. Deneyim ve önceki öğrenmeler ile bağ gerektirir. Bu nedenle soruları sorduğunuz zaman tüm dersleri kolayca işleyebilirsiniz. Dördüncü adımda ise anlama ve performansın oluşması gerekir. Son olarak ise sürekli değerlendirmenin yapılması gerekir” diyerek katılımcılara seminer sonunda bu modelin uygulanması için gelecek seminerde uygulamak üzere bazı görevler verdi.

Eğitimin akabinde de Bolat, Eğitim Fakültesince düzenlenen “Mutluluk ve Başarının Psikolojisi” konulu seminer ile İktisadi ve idari Bilimler Fakültesi Konferans Salonunda öğrencilerle buluştu.

İnsanların başarılı olmak için istemedikleri seçimler yaptığını ve bu yüzden mutsuz olduklarını söyleyen Bolat, “Vücudumuz, beynimiz ve her şeyimiz kabul görme üzerine kuruludur. Kabul gören insanlar mutlu oluyor. Ama hangi özellikleriyle kabul gördükleri çok önemli. Parayla, işiyle ya da başarısıyla kabul görüyorsa sürekli bir mutluluk yakalayabilmesi neredeyse imkânsız. Çünkü o zaman, mutlu olmak için sürekli başarmaları gerekiyor. Ama bu kalıcı değil. Ancak kişiliği, kimliği ve değerleriyle kabul görenler her zaman mutlu olur. Çocuk, 'Ailem beni, sadece ben olduğum için seviyor' demeli.” dedi.

Bolat,  kişilik, ilişkiler, değerler ve prensiplerin iç kaynaklı motivasyonlar; başarı, statü, para ve mevkiinin ise dış kaynaklı motivasyonlar olduğunu vurguladı ve şunları kaydetti: “Dış kaynaklı insanların hayatını korku, iç kaynaklı insanların hayatını ise sevgi yönetir. Başarı durumunda iç kaynaklı insanlar mutlu olurken dış kaynaklı insanlar gururlu olur. Başarısızlık durumunda iç kaynaklı insanlar üzüntü duyarken dış kaynaklı insanlar ise utanç hissederler.”

Güncelleme Tarihi: 27.11.2017
Okunma Sayısı: 5594
Yayınlayan: SDÜ Basın
Bu İçeriği Paylaş!