"3 Mayıs Dünya Astım Günü"
Üniversitemiz Araştırma ve Uygulama Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Akkaya, 3 Mayıs Dünya Astım Gününde önemli açıklamalarda bulundu.
Bölgemizde geniş bir bitki örtüsü olması nedeniyle polenlerin oluşturduğu astım rahatsızlığının daha sık görüldüğünü belirten Akkaya, İlkbahar ve sonbahar mevsimlerinde polen yoğunluğu nedeniyle astım hastalarının şikayetlerinin arttığını söyledi. Astımın hava yollarının geriye dönüşlü daralmasıyla karakterize bir solunum yolu hastalığı olduğunu belirten Akkaya, “Klinik olarak değerlendirildiğinde, astım tedaviyle veya kendiliğinden düzelen yaygın hava yolu obstruksiyonu olarak ifade edilebilir. Birçok hücre ve hücresel elementin, mediyatörlerin rol aldığı, hava yollarının kronik inflamatuvar bir hastalığıdır. Kronik inflamasyon, özellikle gece veya sabaha karşı gelişen, tekrarlayıcı özellik gösteren öksürük, göğüste sıkışma hissi ve hırıltılı solunumla karakterizedir. Bu durum hava yollarında aşırı duyarlılığa neden olur. Astım hastalığı ülkemizde, erişkinlerde % 2 ile 5 arasında, çocuklarda ise % 2 ile 10 arasında bulunmuştur. Astımı etkileyen faktörlere göre değişik sınıflama yapılabilir. İntrinsik astım, alerjik bir özellik olmayan kişinin vücudundaki bir patolojiye bağlı olan durumdur. Solunum yolu enfeksiyonu, rinit, sinüzit, tonsillit, kolesistit, üriner enfeksiyon, parazit gibi. Ekstrensek astım, alerjik astım olarakta ifade edilir. Atopik kişilerde gözlenir. Bu hastalarda eosinofili ve serum IgE Düzeyleri yüksektir. Bu olgularda alerjik rinit, atopik dermatit, alerjik konjiktivit birlikte bulunabilir. Dış ortamda bulunan polenler, ev tozları, küfler, hayvan tüyleri gibi alerjenler astıma yol açabilir.
Mesleki astım, kişinin çalıştığı işyeri ortamındaki maddelere maruziyetten kaynaklanır. Örneğin kuaförler (saç boyası gibi kimyasallar), otomobil boyacıları, ilaç sanayinde çalışanlar gibi. Bunun dışında psikolojik faktörler, yaşlılık astımı, gebelik astımı, menstruel astım gibi çeşitli özellikler gösteren fenotipe göre sınıflanan astım tipleri vardır.” dedi.
Bölgemizde polenlerin neden olduğu astımın daha sık görüldüğünü vurgulayan Akkaya, “Bu hastalarda ilkbahar ve sonbaharda polen yoğunluğu nedeniyle semptomlar artma gösterir. Semptomlar, gözlerde kaşıntı, kızartı, sulantı, burunda; kaşıntı, akıntı, tıkanıklık, hapşırık; deride kaşıntı, kızarıklık gibi belirtiler oluşabilir. Daha sonra hırıltılı solunum ve nefes darlığı, göğüste sıkıntı hissi şeklinde astım bulguları kendini gösterir. Astımın bu hastalarda kontrol altına alınamamasının nedenleri; bronş aşırı duyarlığının bulunması, tedavi uyumsuzluğun bulunması, inhalerlerin uygun kullanılmaması, sigara kullanımına devam edilmesi, düşük gelir gibi psikososyal nedenlerin bulunması, allerjen maruziyetin yoğun olarak var olması, beta bloker gibi ilaç kullanımının bulunmasıdır.”
Astım tedavisi yöntemlerinden de bahseden Akkaya bunları şöyle açıkladı: “Antiinflamatuvar ilaçlar, (kortikosteroidler, lökotrien antagonistleri, kromolin sodyum, gibi), bronkodilatör ilaçlar (beta 2 agonistler, metilksantinler, antikolinerjikler), bazı seçilmiş olgularda alerjen immünoterapi iyi sonuçlar vermektedir.Bazen hastanın kliniği ağırlaşabilir nefes darlığı şiddetli olabilir hatta hasta solunum yetmezliğine girerek şuur kaybı koma tablosu gelişebilir. Bu durumlarda acilen hastaya müdahale ederek yoğun bakım şartlarında tedavi etmek gerekebilir. Nadiren de hastayı mekanik ventilatöre bağlamak gerekebilir.”