Süleyman Demirel Üniversitesi

Ciddi Bir Halk Sağlığı Sorunu Olan "Sepsis" SDÜ'de Ele Alındı

Bir mikrobun kanda ya da dokularda çoğalması sonucunda ortaya çıkan vücuttaki hasar halini ifade eden ve hayati risk taşıyan bir enfeksiyon olan "Sepsis" hastalığı, Süleyman Demirel Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde ele alındı.

Sağlık Bakanlığı himayesinde Türk Yoğun Bakım Derneği tarafından sağlık çalışanlarına yönelik başlatılan “Sepsis Hastalığı Farkındalık, Tanı ve Tedavi” eğitimi, ülkemizin pek çok hastanesinde aynı anda gerçekleştirildi. Tüm dünya ülkeleri için ciddi bir halk sağlığı sorunu olan Sepsis’in daha kapsamlı bir şekilde masaya yatırılması gerektiğinin vurgulandığı eğitimde, üniversitemiz öğretim üyeleri Prof. Dr. Füsun Eroğlu, Yrd. Doç. Dr. Filiz Alkaya Solmaz, Arş. Gör. Kemal Yetiş Gülsoy ve Dr. Havva Alnıkızıl önemli ve güncel bilgileri paylaştı.

Eğitimin açılış konuşmasını yapan Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alim Koşar, Sepsis’in herkesi ilgilendiren morbitide ve mortalitesi çok yüksek bir durum olduğunu belirterek bu tür toplantıların farkındalığın artırılmasına katkı sağlayacağını dile getirdi.

13 Eylül’ün Dünya Sağlık Örgütü’nce Sepsis Günü olarak kabul edildiğini ifade ederek sözlerine başlayan Prof. Dr. Füsun Eroğlu, “Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın katılım ve desteği ile 52 şehirde, 100’den fazla hastanede Türk Yoğun Bakım Derneği eğitmenleri tarafından bu eğitim veriliyor. Bu bağlamda tanı ve tedavinin hızlandırılabilmesi için bu eğitimler, ciddi öneme sahip. Sepsis, enfeksiyonlara karşı vücudun oluşturduğu normal dışı yanıtın organ fonksiyonlarında bozukluk ve yetmezlik oluşturması sonucunda ortaya çıkan ve ölüm oranı oldukça yüksek olan bir durumdur.” dedi.

Eroğlu konuşmasının devamında Sepsis hastalığı için Türkiye’de neler yapılabileceği noktasında yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Yılda yaklaşık 20 milyon Sepsis hastalığının görülme ihtimali söz konusu. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre yıllık görülme sıklığı %8- 13. yıl geçtikçe artıyor ve bu sebeple farkındalık oluşturmak görevimiz. Yapılan araştırmalar sonucunda sepsis en sık karşılaşılan fakat diğer hastalık araştırmalarına göre en az bütçe ayrılan hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Ülkemizde ise sağlık personelinin eğitimi ile birlikte tanı ve tedavide ulusal algoritmaların oluşturulması çok önemli. Halkın farkındalığı arttırılmalı ve bilinçlendirilmeli. Hastalık sınıflandırma sisteminin sepsisi içerecek şekilde geliştirilmesi ve yeni bir sepsis kayıt sistemi ile maliyetinin doğru çıkartılması çok önemli.”

Yrd. Doç. Dr. Filiz Alkaya Solmaz ise hastalığa dair tanımlarla birlikte erken tanı kriterlerini açıkladı ve erken tedavinin önemini vurguladı. Solmaz: “Sepsis, klinik olarak şüphe edilen veya kanıtlanmış bir enfeksiyona karşı vücudun verdiği cevabın organlara zarar vermesiyle ortaya çıkar. Şok, organ yetmezliğine neden olduğu gibi erken tanınıp tedavi edilmezse ölümle sonuçlanır. En fazla yatış gerektiren ve en sık karşılaşılan hastalık olan Sepsis ile ilgili yapılması gereken en önemli şey ise hastalığı tanıtmak. Sepsis ile mücadelede en özen gösterilmesi gereken şey ise sağlık personelinin ve halkın farkındalığını oluşturmak. Sepsis tanımlaması ve tedavi prensipleri 2016 yılı Aralık ayında yeni bilimsel bulgular nedeni ile değiştirildi. Bununla ilgili olarak tüm sağlık personeline gerekli eğitimlerin acil verilmesi gerekmektedir. Mayıs 2017’de Cenevre’de gerçekleşen Dünya Sağlık Örgütü Genel Kurulunda Sepsis önemli hastalıklar listesine alınmıştır. Tüm bu gelişmeler ışığında Sepsis ile ilgili eğitim seferberliği daha kapsamlı olarak tekrarlanmalıdır. Sağlık çalışanları sepsis konusunda eğitilmeli ve halkın farkındalığı arttırılmalıdır.” dedi.

Yoğun Bakım Bilim Dalı Araştırma Görevlisi Dr. Kemal Yetiş Gülsoy, sepsiste tanı ve acil tedavi yöntemlerden bahsederken, Yoğun Bakım Bilim Dalı Araştırma Görevlisi Dr. Havva Alnıkızıl da 2016 sepsis kılavuzunda geçen ileri tedavi yöntemleri hakkında katılımcılara bilgi verdi.

Yayın Tarihi: 14.9.2017
Okunma Sayısı: 1151
Yayınlayan: SDÜ Basın
Yukarı çık